Migrenin ilaç dışı tedavi yöntemleri

Baş ağrısı tedavisinde eksiksiz bir yaklaşım, ilaç dışındaki yöntemleri de içerir - ister tek başına, isterse ilaçla tedaviye yardımcı olarak. Baş ağrısı çekenler için ilaç dışındaki tedavi yöntemleri kabaca şöyle sıralanabilir:

Yaşam tarzını uyku ve beslenme bakımından düzenlemek
Bilinen baş ağrısı ya da migren tetikleyicilerinden uzak durmak
Düzenli egzersiz yapmak
Duygusal stres etkenlerini azaltmak
Stresli durumlardan kaçınmak için o ana değil, daha ileriye yönelik plan yapmak
Bu ilaç dışı önlemleri uygulamak hastanın tedavisine etkin şekilde katılmasını sağlar ve bir kontrol hissi verir. Ayrıca, bu yöntemlerin istenmeyen etkilere yol açma olasılığı ya da uygulanamayacağı durum sayısı azdır. Baş ağrısı tedavinizde etkin rol alarak yaşam tarzınızı değiştirmek, durumunuzda belirgin düzelme sağlayacaktır.

1. Basamak: Hastanın Eğitimi

Baş ağrısı tedavisinin ilk basamağı hastanın eğitimidir, bunun için hem hasta hem de doktor katılım göstermelidir.

İlk olarak, hekiminiz aşağıdakileri yaparken sizin de bunları bilmeniz, size de görev düşen bölümlerde etkin olmanızı sağlayacaktır:

Doktorunuz baş ağrısı tanısını ve altında yatabilecek nedenleri size anlatacaktır. Henüz migren için özel olan bir tanı testi olmadığı için, hekim ağrının özelliklerine ve hastanın anlattıklarına dayanarak tanı koymak zorunda kalmaktadır.
Doktorunuz sizi, migrenin hayati tehlike oluşturmadığına ikna edecektir. Migrenin iyileştirilebilen fakat tamamen geçirilemeyen kronik bir hastalık olduğunu anlatacaktır (tıpkı yüksek tansiyon ve astım gibi). Baş ağrısının doğal gidişinin değişken olduğunu ve daha önceki ağrılara ya da aile bireylerinin çektiği ağrılara bakarak tahmin edilemeyeceğini anlatacaktır. Aslında, baş ağrıları yıllarca devam edip yaş ilerleyince kaybolabilir.
Migren sıklığı, şiddeti ve süresinin zaman içinde dalgalanmalar gösterebileceği, bunun size verilen tedaviyle ya da sizin tetikleyicilerden kaçınmadaki başarınıza ilgili olmadığını açıklayacaktır. Baş ağrısı tedavisinin "sırrı" tedavi sonucu önemli değişikliklerin ne zaman olacağını bilmektir.
Doktorunuz sizden baş ağrısı sıklığı, şiddeti, ilaç kullanımı ve tetikleyici faktörleri içeren bir takvim tutmanızı isteyecektir.
2. Basamak: Migreni Şiddetlendiren Olası Faktörleri Tanımlamak

İkinci olarak, migren hastaları aşağıdakileri yapmalıdır:

Olası migren tetikleyicilerini tanımlayın. Tetikleyicilerden kaçınmanın ilk adımı onları tanımlamaktır, bu da baş ağrısının ortaya çıkmasını önleyecek ilaç dışı yöntemlerden biridir. Olası tetikleyiciler şunlardır:

Program değişikliği - hafta sonunda çok fazla uyumak, gece geç saatlere kadar çalışmak, öğün atlamak gibi
Aç ya da susuz kalmak - 3-4 saatte bir bazı şeyler atıştırmak ve günde 6 bardak su içmenin yararı olur
Fiziksel faktörler - uzun süre alışılmamış pozisyonda durmak (saatlerce bilgisayar başında çalışmak gibi), parlak güneş, floresan ışığı, yüksek gürültü, sigara, parfüm ve kokular
Hava değişiklikleri (barometrik basınç ya da nem değişiklikleri), mevsim geçişleri de baş ağrısına yol açabilir
Yolculuk sıklıkla baş ağrısı yapar, muhtemelen strese bağlıdır, zaman farkı ve program değişiklikleri de etkili olur. Uçak yolculuğu, rahatsız oturma pozisyonu, gürültü, yetersiz beslenme, susuz kalma, yüksekliğe bağlı basınç değişikliği gibi nedenler özellikle baş ağrısına neden olabilir. Her zamanki programınızı bozmamaya çalışın, sağlıklı beslenin, kafeinsiz ve alkolsüz içecekleri tercih edin, sık sık gerinin ve kulak tıkacı kullanın.
Stres migren ya da gerilim tipi baş ağrısının en sık nedenidir. Baş ağrısını tetikleyen çoğunlukla korkunç bir stres değildir, her günkü güçlüklerdir. Bir düğün veya parti ya da zorlu bir haftadan sonra gelen hafta sonu eğlencesi gibi "iyi" bir stres bile baş ağrısı yapabilir.
Besinler de hassas kişilerde migreni tetikleyebilir. Bazı tetikleyiciler vazoaktif aminler denilen maddeleri içerir, bunlar eski peynirlerde bulunan tiramin ve alkoldür (özellikle kırmızı şarap). Monosodyum glutamat - hidrolize maya ekstreleri, hidrolize sebze proteini ya da doğal esanslar adı altında gizleniyor olabilir - Çin yemeklerinde, etsuyu tabletlerinde, hazır çorbalarda, et yumuşatıcılarda, donmuş gıdalarda ya da bazı atıştırılan yiyeceklerde bulunur. Nitritler (işlenmiş etlerde bulunan et koruyucuları) bir diğer saldırgandır. Kafein ya da yoksunluğu da önemli bir tetikleyicidir. Daha az sıklıkta karşılaşılan tetikleyiciler şunlardır: Çikolata, yapay tatlandırıcılar, çiğ soğan ya da sarmısak, taze pişmiş mayalı ekmek, çerez. Baş ağrısı tedavisi için hepsinin diyetten çıkarılması nadiren gerekir. Bununla birlikte, genel olarak sağlıklı beslenmeye çalışmak muhtemelen yararlı olacaktır.
Bir kadının hayatındaki hormonal dalgalanmalar (adet dönemi, gebelik, loğusalık, menopoz ya da doğum kontrol hapı veya hormon replasman tedavisi kullanımı) beklenmedik şekilde migreni kötüleştirebilir ve bir yıl içindeki migren görülme sıklığının kadınlarda (%18) erkeklere (%6) göre çok daha sık olmasından da muhtemelen bu durum sorumludur. Kadın hastaların çoğu (%60) adet döneminde daha sık migren geçirdiğini bildirmekte ve ortalama %7-14'ünün sadece adet sırasında ayın geri kalanında olmayan bir baş ağrısı olmaktadır. Östrojen düzeylerindeki dalgalanmaların, özellikle adet kanamasından önceki östrojen azalmasının migrene ve gerilim tipi baş ağrısına neden olduğu düşünülmektedir. Gebeliğin 2. ve 3. trimesterlerindeki (3 aylık dönemler) yüksek stabil östrojen düzeyleri ya da menopozdaki stabil düşük östrojen düzeyleri de migreni tetikleyebilir. Hormon kullanımının migren üzerindeki etkisi önceden tahmin edilemez. Doğum kontrol hapı ya da hormon replasman tedavisi kullanımı çoğu migren hastasında yasak değildir, fakat baş ağrısı kötüleşirse formülasyon değişikliği gerekebilir.
3. Basamak: Etkenler ve Tetikleyiciler Arasındaki Farklar

Baş ağrısı tedavisindeki üçüncü basamak, etkenle tetikleyici arasındaki farkı anlamaktır.

Yeni baş ağrısı ilaçlarının geliştirilmesiyle, artık altta yatan nedeni çok daha iyi anlıyoruz. Migrenin nedeninin beyinde bulunan ve serotonin adı verilen bir kimyasal maddedeki dengesizlik olduğuna - ve bunun kalıtsal olabileceğine inanılmaktadır. Serotonin ağrı mesajlarını iletir ve kafadaki kan damarlarını stabilize eder. Serotonin düzeylerinde bir dengesizlik olursa kan damarları üzerinde -- direkt ya da indirekt yoldan -- etkili olan bazı tetikleyici faktörlere duyarlılık artar, bu faktörler damarların genişlemesine ve inflamasyona yol açar ve zonklayıcı baş ağrısı yaparlar. Serotonin biyolojisinde bu altta yatan bozukluk olmazsa, peynir, çikolata, hormonlar ya da stres gibi tetikleyiciler baş ağrısına yol açamaz.
Eğer migrene yatkınlığınız varsa, bilinen tetikleyicileri hayatınızdan çıkararak baş ağrısı gelişme olasılığını azaltabilirsiniz. Fakat bu tetikleyicilerin hastadan hastaya değiştiğini bilmekte yarar vardır; her zaman farketmek mümkün olmayabilir ve daima baş ağrısını tetiklemeleri şart değildir. En iyisi tetikleyicileri tanımak ve onlardan uzak durmaktır, fakat eğer hala baş ağrıları geliyorsa kendinizi suçlamayın, ne yaparsanız yapın, ağrılar zaman zaman yine gelecektir. Bazı hastalar hastalıklarından ötürü suçluluk duyarlar, baş ağrılarının kendi suçları olduğunu düşünürler. Hasta eğitimi ve baş ağrısı destek gruplarına katılmak bu suçluluk duygularını azaltabilir.

4. Basamak: Migreni Önleyen İlaç Dışı Teknikler

Doktorunuz stresi azaltmak için yoga, biofeedback, kendinize daha fazla zaman ayırmak ya da bir psikologla görüşmenizi önerebilir. Migren hastaları çoğunlukla psikolojik öneriye uymakta isteksizdir, çünkü doktorun baş ağrısının "psikolojik" olduğunu düşündüğünü ya da bir psikoloğun hayatlarındaki stresi azaltmak için yardım edemeyeceğini düşünürler. Baş ağrısı çeken kişilerin daha fazla psikolojik sorunu olduğunu iddia eden eski görüşler, yeni çalışmalarla doğrulanmamıştır. Bununla birlikte, baş ağrısı çekenlerin günlük ve daha büyük stresleri daha şiddetli algıladıkları ve kendini eleştirme, sosyal destek eksikliği ve kaçınma gibi daha az etkili başa çıkma stratejileri geliştirdikleri saptanmıştır. Duyguların vücut üzerinde biyokimyasal etkileri vardır ve kas kasılmasına ya da baş ağrısına yol açabilirler. Psikolojik tedavi yaşamdaki stres etkenlerini değiştiremez ama kısa süreli bir davranış tedavisiyle olumsuz düşünme ve bu etkenleri algılama şekliyle ilgili "hileler" öğretilebilir. Böylece vücutta stres kimyasal maddeleri daha az salgılanır.

Sonuç olarak, migren tedavisinde ilaç dışı yaklaşımlar tek başlarına ya da ilaçlara ek olarak kullanılabilir. Baş ağrısı tedavinizde eğitim ve yaşam tarzı değişiklikleriyle aktif rol almak, durumunuzda belirgin düzelme sağlayacaktır.
Kaynak: www.migren.net

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !