migren çeşitleri migren tanısı

Migren tipleri nelerdir?

 

Auralı ve aurasız migren olmak üzere iki ana alt grubu vardır. Diğer tipleri nadir görülür. Aura, migren ağrısından önce görülen sıklıkla 5-20 dakika içinde gelişen ve genellikle 60 dakikayı geçmeyen nörolojik semptomlardır. Tipik aura semptomları arasında görsel bozukluklar ilk sırayı alır. Tek yanlı uyuşma ve karıncalanmalar, çeşitli konuşma bozuklukları, baş dönmesi daha nadir olmakla birlikte işitsel ve koku hallüsinasyonları diğer aura semptomları arasında sayılabilir. Ağrı şiddetli, çoğu zaman zonklayıcı veya korkunç bir basınç hissi olarak tanımlanır. Saatler bazen bir-iki gün sürebilir. Migren için tipik olan ağrının bir baş yarısına sınırlı olması sadece migrenlilerin üçte ikisinde görüldüğü gibi, diğer tipik bir özellik olan ağrının zonklayıcı özelliği migrenlilerin yarıya yakın bölümünde görülmemektedir.

Kimler migrene yakalanır ve niçin yakalanır?

Migrenin bütün tiplerinin genetik kalıtım özelliğinin olduğu bilinmekle birlikte, birinci derece akrabalarında migren olan kişilerde migren ortaya çıkma riski ¼-1/19 arasında değişmektedir.
Tipik olarak çocukluk çağı ve ergenlik sırasında başlar. Ergenlikten sonra özellikle aurasız migren prevelansı artarak 40’lı yaşların sonunda doruğa ulaşır. Her iki cinste de migren tipik olarak 55 yaşından sonra iyileşme gösterir. İlk atağın 50 yaşından sonra geçirilmesi beklenmedik bir durumdur ve daha ayrıntılı olarak araştırılmayı gerektirir.


Tetikleyici faktörler nelerdir?

Migren doğurganlık çağındaki kadınlarda erkeklerden üç kat daha sık görülür. Kadınlarda menstürial siklus boyunca meydana gelen hormonal değişiklikler bu farktan sorumlu tutulmaktadır. Bununla birlikte gebelikte, daha stabil seyreden östrojen düzeyleri nedeni ile migren olan gebelerin %60-70’inde gebeliğin ilk üç ayından sonra iyileşme yaşandığı bilinmektedir.
Bunun dışında birçok değişik tetikleyici migren ağrısını başlatabilir. Bunların başında stres, açlık, öğün atlama, uyku düzenindeki sapmalar, ağır kokular, bazı yiyecekler, alkollü içkiler, bazı ilaçlar, hava ve basınç değişlikleri ve adet dönemleri sayılabilir. Hormonal etkenlerle birlikte diğeri tetikleyiciler genetik faktörler tarafından belirlenen ağrının başlama eşiği üzerinde kümülatif bir etkiye sahiptir.

Migren tanısı nasıl konur?

Migren tanısı nörolojik muayene bulguları normal olan bir hastada bütünüyle semptomların değerlendirilmesine, yani hastalığın öyküsüne dayanır. Hiç bir tanı testi ya da tetkik migren tanısı koydurmaz. Ancak ağrının kafa içinde yer alan tümör, kist, damar anormallikleri gibi başka hastalıkların ön belirtileri ile karışabileceği durumlarda ikincil nedenleri dışlamak için görüntüleme tetkiklerine başvurulabilir. Ayrıca tipik görsel semptomlar dışındaki semptomlardan birini aura olarak tarifleyen migrenli hastaların bir kez görüntüleme yöntemleri ile incelenmeleri doğru bulunmaktadır.

Migren tedavisi nasıl yapılır?

Günümüzde migrenin doğal seyrini değiştiren kesin bir tedavi yoktur. Kullanılan yöntemler yalnızca hastalığın belirtilerini baskılamaya yaramaktadır.
Migrenin ilaç tedavisi atak tedavisi ve proflaktik (önleyici) tedaviden oluşur. Önleyici tedavide amaç, en az 6 ay ya da daha uzun süre ile günlük düzenli ilaç kullanımı ile atak sıklık ve şiddetini azaltmaktır. Atak tedavisi ise o esnadaki migren atağını sonlandırmak için yapılan tedavidir. Atak şiddetine göre hastaya değişik tedavi seçenekleri sunulmaktadır. Standart tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda, hormonal tetikleyicilerin etkisini azaltmak ve tedavi etmek için uygulanabilecek yöntemler bulunmaktadır.


Migren ve birlikte görülebilen hastalıklar nelerdir?

Değişik çalışmalarda migrenlilerde bazı hastalıklarla migrenli olmayanlara göre daha sık karşılaşıldığı bildirilmektedir. Bunlar arasında öncelikle bazı psikiyatrik hastalıklar, hipertansiyon, mitral kapak prolapsusu, ve inme sayılabilir. Panik bozukluk, duygu durum bozuklukları, anksiyete (kaygı), majör depresyon tabloları migrenlilerde 3-6 kat daha sık görülebilmektedir. Klinik çalışmalarda auralı migreni olan genç kadınlarda kombine doğum kontrol hapı (östrojen ve progesteron) kullanımın, özellikle sigara içen kadınlarda, iskemik inme riskini arttırdığı vurgulanmaktadır ve normal nüfusa göre bu migrenlilerin inme geçirme riskinin 3-14 kat arttığı belirtilmektedir. Migrenlilerin diğer bir nörolojik bozukluk olan epilepsi(sara hastalığı) ile karşılaşma olasılığının da normal nüfusa oranla az da olsa arttığı bilinmektedir.


Elektrofizyoloji nöroloji biliminin en önemli yan dallarından birdir.


EEG (elektroensefalogram) tetkikleri klinik kullanımı en sık olan elektrofizyolojik elemanlardır. Santral sinir sistemine ait, aralıklarla kendini tekrar eden her türlü şikayet için EEG tanı ve tedaviye yol gösterme amacı ile kullanılır.

Halk arasında sara olarak bilenen epilepsi hastalığının bir çok farklı türünün olması ve hemen tamamında hastaların nörolojik muayene ve görüntülemelerinin (MR dahil) normal olması; epilepsi teşhisinde öykü, klinik ve EEG’nin değişmez önemini belirler. Epilepsi kliniğinde de var olan baş ağrısı, dönemsel rahatsızlık verici bir çok şikayet (kötü duyumsamalar, kötü koku, objelerin büyümesi – küçülmesi, baş dönmesi, korku hissi, mide bulantısı gibi) ne kadar geniş bir nörolojik hasta grubunda EEG tetkikinin gerektiğini ortaya koyar.

EMG (elektromiyonorografi) sağlam bir nöroanatomi ve klinik bilgi ışığında, geniş bir hastalık grubunda ayırıcı tanı amaçlı kullanılır. Bu hastalıklardan bazıları; sinirlerin tuzaklanması (el bileği, dirsek, ayak bileği, diz arkası gibi sinirlerin yüzeyden geçtiği noktalarda zararlanmaya uğramaları), sistemik hastalıkların (diabet, hipotiroidi, kanser barsak hastalıkları, vitamin eksikliği vb) bir etkisi olarak sinirlerin etkilenmesi (nöropatiler), sinir sisteminin hedef alındığı bağışıklık bozukluklarıyla giden hastalıklar (vaskölitler, mikrobik hastalıkların direkt ya da immuniteyi etkileyerek ortaya çıkardığı hastalıklardan (brucella, difteri vs), nedeni bilinmeyen ve sinir sisteminin bir bölümünü hedefleyen hastalıklar (ALS); bel ve boyun fıtıkları olarak sıralanabilir.

Tüm bu hastalıkların ortak bulgusu elde, ayakta uyuşma, güçsüzlük, kas erimesi olabilir. Ayrıntılı nörolojik muayene ile tanımlayıcı EMG tetkiki bu hastalıkları birbirinden ayırmada hemen hemen tek yöntemdir.

Teknoloji ve bilginin bütünlüğünü sağlayarak, hastanemizde uzman kadrolarımızın denetiminde elektrofizyoloji laboratuarında halen dijital EEG ve EMG yapılabilmektedir.

Sağlık dolu günler dilerken, önemsenmeyen küçük şikayetlerin gelecekte önemli sorunlara neden olabileceğini unutmamanızı öneririm.

 

Kaynak: www.jfkhastanesi.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !